-
Kayısı Ağaçları

Sonbaharın örtüsüne bürünmüş beldenin çıplak ağaçları -bir kaldırım kenarına sırasıyla dizilmiş- esen sert rüzgarların uğultusuyla sallanıyor. Yolları saran kurumuş yapraklar yılın ilk karıyla bezenmiş halde bir gelini andırıyor. Sokaklar sessiz, belde sakinlerinin tamamen eve çekilip çarşıyı ıssız bıraktığı saatler… Yüzüm semaya dönük, kollarım açık -göğü kucaklamak istercesine-. Usul usul gökten firar eden kar taneleri, kızıl sokak ışıklarından kaçıp yanaklarımı okşuyorlar. Üzerimde Malatya’nın ağaçlarına yakışır tonlarda uzun bir palto, ayaklarımda eski evden bulduğum çizmeler… Ezbere bir güzergâh çiziyorum bir başıma. Sessiz sokaklar çizmelerim altında ufalanan yaprak sesleriyle yankılanıyor. Mahallenin camiden önceki son sokağına sapıp köşeyi dönüyorum. İki katlı bir terzihane çıkıyor…

-
Yaşayamadım

Gençtim, Çiçeklere, Ağaçlara okudum şiirleri; Beteri, Anlamayacak insanların Kulaklarına fısıldadım Sevda dizelerini. Koştum, Bir uçurumun alacakaranlığından İteledim kara katran gibi öfkemi. Olmadı. Saramadı hiçbiri titreyen bedenimi Saydım. İçimde çürüttüğüm Çicekleri saydım. Göz yaşlarımla sulayıp Başlarını okşadım Soğuktum, Sonbahardım. Olmadı. Yaşatamadım hiçbirini. Zehirli toprağımın acısını Çekemedi kökleri. Fırtınalarını yelkenlerinde taşıyan Çürük eski bir gemiydim ben Hırpalandım, Dayanamayıp ayazlara Bir limanın Ayaklarına kapandım. Yalvardım. Kimsesizdim. Çömelip rıhtımın yosun tutmuş kenarlarına Bağırarak ağladım. Dalgalar çığlıklıklarımı Bastırdı mı bilmem ama Olmadı. Ben fırtınalara mecburdum, Kalamadım. Yaşayamadım. 03.02.24 Öykü Sıla Kara

-
GİTMEK

Yine gitmek geldi içimden. Bırakıp her şeyi ardımda, Gidebildigim kadar gitmek geldi . Başımı kaldırıp bakınca özgürlüğümü hissettiren göğü, Yürürken üstünde kendimden emin, bana ölmeyi hatırlatan toprağı; Gölgesinde oturup tefekkür ettiğim ağaçları bırakıp gidesim geldi. Yine gitmek geldi içimden. Nefes kesen korkularımı, Hüzünlenince kalbim damla damla dökülen gözyaşımı, Bu bozulmuş dünyaya yetemeyişimi bırakıp gidesim geldi. İnsana insan olduğunu hatırlatan merhametimi, Kalbimin varlığını hissettiren sevmelerimi, Ve eğer o olmazsa hiçbir işe yaramadığım duamı Allah’a emanet edip gidesim geldi sessize…

-
Ah Şu Kavak Ağaçları

Severdim yolculukları, Her yolculuğumda birer şiir düşerdi aklıma.El değmemiş ıssız topraklar belirirdi şiirimde.Sonra o topraklara yağız bir atla giderdim düşümde.Günlerden bir gün yine giderken hayalime, -ki kafdağını da aşmıştım-Birbiri ardına sıralanan kavaklar gördüm.Tıpkı marş okumaya hazırlanan askerler gibiydiler.Ve yine “sağa dön” komutu almış askerler gibi,Aynı oranda sağa yatıktı hepsi.Rüzgar hep aynı yönde esmiş olmalıydı,Komuta hep aynı emir üzerindeydi,Askerler hep aynı düzende büyümüşlerdi.Düzeni bozmaktan çekinmişlerdi apaçık. Ah şu kavak ağaçları! Ne çok şey anlatırdı bize…Az ilerde bir başka kavak ağacı gördüm.Dimdik uzanmıştı göğe değin.Neden eğilmemişti?Dikliğinin cezasını yalnızlıkla ödemişti. Ah şu kavak ağaçları! Ne çok şey anlatırdı bize…

