-
Kırık Bir Şiir

Yürüyüşümün kırkıncı günü bugünKırk büyük günVe korku, birlikte yürüyen.Kırk büyük günKuyudan uzakMahkemeden beraatŞimdilik.Ve yürüyüşüme eşlik edenKırk büyük günahEskiden işlenen, gölgeleri omzumda. Kırk bin meydan gördüm kırk gündeTaşları yabancıÇimleri siyahVe kırk bin meydanınbende bıraktığıSenden uzakTanınmadık bir hayat. Yürüyüşümün son günü bugünKırkıncı gündeBaşladığım yerde.Yeniden bir arınmaSoluklanmaVe yeşeren bir filizHer zamanki ümitle.Başladığım yerde.

-
Kurabiye
Bir süre sevmek üzerine düşündü. Matematiğini çözemeyeceğinin farkındaydı yine de denemek istedi. Uzun uzun toprağa baktı sonra gökyüzüne. Bu ikisinin arasında bir yerde sevgiyi anlayabileceğine inandı. Düşünmeye devam etti. Yorulmuştu. Bu kadar zor muydu sevmek? Neden sonra içini tuhaf bir his kapladı. Bir şeyler yanlıştı,ne olduğunu anlayamadı. Sesler duydu. Dönüp bakınca yaşlı birkaç kadının sohbet

-
Suskun
Söz vermiştik, hiç tutulmadıYüzyıllık gururun esiri oldukAramıza zaman girdiEskitti en yeni filizleriGünaşırı düşünmüyorum seniAma hâlâ sızlıyor anılarımın her biriMeçhuldür sevginin faniliğiBir bilsen sessizliktir en büyük yenilgiBakmışsın aramıza toprak girmişDemişti Nazım‘Belki birimiz öleceğiz, diğerimiz hiç bilmeyecek.’Bu sona ne demeliAlelade bir sevgi değildi bizimki

-
Kambur

Yağmurlu bir akşamdı. İçimdeki kavganın gürültüsünü şimşekler bastırabilir diye düşündüm. Sokak sessizdi,havadan dolayı insanlar eve kapanmıştı. İnsanoğlunun yağmurdan kaçışını hiçbir zaman anlamlandıramadım. Ben budünyayla ilgili neyi anlayabildim ki? Hafif bir rüzgarla saçlarım dağıldı,düzeltme gereği duymadım,yürümeye başladım. Her zamanki gibi mırıldandım.“Kim olursan olNe istersen yapSen de bu dünyadaTek başınasın” Kalabalıklar içindeki yalnızlığımı düşündürttü bu sözler. Islak

