Gönderi listesi

  • HAKSIZLIĞA UĞRAYAN AĞUSTOS BÖCEĞİ

    HAKSIZLIĞA UĞRAYAN AĞUSTOS BÖCEĞİ

    Herkes en az bir kere dinlemiştir Ağustos böceği ile karıncanın masalını. Ne de güzeldir onları okumak, Tembellik ile çalışkanlığın zıtlığına tanık olmak. Bir tarafta çalışkan karınca varken Diğer tarafta tembel ağustos böceği. Yıllarca böyle anlatıldı böyle bilindi. Lakin bir safsata varmış ortada. Meğerse haksızlık etmişiz ağustos böceğine. Hazırlık yapmadığı kışı göremeyecekmiş ki. Hâl böyleyken ne diye eleştirildi, Ne diye tembelliğin timsali oluverdi ? Akıntıya karşı kürek çekmektense Saz çalıp şarkı söylemeyi seçmiş. Tembellik gibi görünen tercihin ardında Acı bir mutluluk gizliymiş de haberimiz yokmuş. Aslında ne denli yerinde bir kararmış Kışa gelinceye dek sayılı zamanı su gibi akarmış . Masalın…

    Daha fazla oku

  • KIRIK KALPLER

    KIRIK KALPLER

    Kırılınca bir kalp , solup gider gülüşler . Buruklaşır o tatlı tebessümler. Karlar yağar , kışa döner baharlar. Sen soğuğu seversin sanırlar. Oysa bilmezler mi , ne kadar üşür kalpler ? İçinde derya deniz oluverir dertler. Nicedir düşünüp dururum olanları . Niçin anlayamazlar üzülüp solanları? .

    Daha fazla oku

  • Amfinin Kapısı

    Amfinin Kapısı

    İçimde mavi bir hüzün var, yanında bir kalp çarpıntısı Amfinin kapısında bekliyorum. Aklımda birtakım sesler, bilmeden ilerler Kalbimde ne kadar kuş varsa raşeler Ortada hatalar var; benim içimden, benim yüzümden. Kahveciden alınan isimsiz kahveler var, Hatalardan ayılmaya yetmez. Tabiat seninle canlanır ve gülümser İnsanların tabiatı çığlıklarla dolu; onları uyandırmalı… Araya İstanbul yağmuru girdi, bir o kadar da kağıtlar Amfinin önünde bekliyorum, yüreğimi bu İstanbul emiyor. Maksadımı aşmak bu fıtratta bana bahşedilmiş bir infaz Hem acziyet hem özgürlük veren Yaratan, İçimizin daralmasını ister mi ki? Tatlılar da bu yüzden yaratılmıştır belki Bir parça huzur ve huşu için… O halde Acıbadem kurabiyesi…

    Daha fazla oku

  • Mağara IV

    Mağara IV

    Mağaramdayım. Her cümlede etkenim. Kendimi kaderin akışından başka neye teslim edebilirim? Hangi kapıyı çalabilirim güvenip de, hangi edilgenliğin altında saklanabilirim? Mağaramdayım. Çalacak da çalınacak da kapım yok. Evim doğanın ayası, beni yağmurdan koruyan ufak bir eşikten başka ne isterim? Geçip giden yıllarda aza kanaat etmeyi öğrendim. Lakin güneşi göremediğim bol apartmanlı günlerde unuttum insanın nasıl yaşadığını sadece bir güneşi izleyip. Saat başlarında saatimin zembereğiyle oynadım durdum. Şehrin bir dakika gerisine düşmemek için saatlerimi verdim. Halbuki mağaramda güneş doğudan gelip batıya doğru gidiyordu. Şu duvara vurunca kuşluk, şu kayayı geçince öğle, şuradan çıkınca akşam oluyordu. Bunları nasıl da unutmuşum. Şehrin bileğime…

    Daha fazla oku