-
KUYU III

Sonra koyu bir sükut sardı kuyuyu. Ne feryat kaldı ne figan. Ne migren kaldı ne ağlamak. Zaman bir yılana dönüştü kuyruğunu yutan. Üç gece üç gece sonra, Sancılar geçti, Akmayı bıraktı zaman. Acılar da tükendi çekile çekile. Kalan insansa, insan denilirse kalana, Bir avuç balçıktan ibaretti. Her şey geçti. Bir avuç balçık kaldı geriye, Bir de, Hicri ayın bir’i. incecik bir hilali gökyüzünde. sükuta mahpus, 5 Şubat 2024 Sena

-
KUYU II

Üç gün üç gece geçti ben kuyuya düştüm. Ağlamaktan kan çekildi damarlarımdan. Yokladım taşlarını, santim santim. Tanıdıkça kuyumu Ağrıdı başım. Feryadım yankılandı bu duvarlarda. Zifiri bir gece gördüm başımın üstünde. Ağladım ve söylendim, Burası bana ev değil. Kuyu uzak bir diyardı Kuyuya alışamadım. Vurdukça başım ağrırdı, Ellerimle duvarlara. Yollar aradım çıkmaya da Bir ipe tutunamadım. Balçığa bulandı saçım, Ne uyudum ne güldüm. Kuyu karanlık bir tüneldi, Işığa ulaşamadım. alışamadığım, 4 Şubat 2024 Sena

-
BARIŞ ELÇİSİ

” Barış ” sözcüğünün önemini daha iyi anladığımız bu günlerde sizlere birinden bahsetmek istiyorum. Öyle ki ismini tam anlamıyla yansıtan biri. O kişi, Barış Manço’dan başkası değil. 2 Ocak1943’te -savaş yıllarında-dünyaya gelen Barış Manço ; yaşamı boyunca barışı, iyiliği ve daha nice güzel değeri temsil etmiştir . Sanatıyla ve kişiliğiyle herkese örnek olmuş , kalbimizde en güzel şekilde yer edinmiştir. Barış Manço’ya göre müzik , insanların kalplerine ulaşmak için en önemli iletişim yoludur.Barış Manço, 1957 yılında amatör olarak müzikle ilgilenmeye başladı.Kafadarlar , Harmoniler gibi çeşitli müzik gruplarında yer aldı. 1959’da öğrenim gördüğü Galatasaray Lisesi’nde ilk konserini verdi.Böylece geleceğin yıldızı ,…

-
MAVİYE BÜRÜNEN ÖZLEM

Dünyaya gözümü açtığım ilk an Tanışmışım özlemle. İçime yerleşmiş bu duygu Adeta bir kıymık gibi. Yüreğimi acıtıyor , içim kan ağlıyor. Misafir değil ki gitsin Dinsin bu acı, az da olsun soluklanayım. Ama yok, yerlisi olmuş yorgun yüreğimin. Bense ebediyen onu taşımakla yükümlüyüm. Evim , yurdum , her şeyim olmuş. Tıpkı bir kaplumbağanın sırtında taşıdığı evi gibi. Bu özlem , benim bir parçam. Benden ayrı, bensiz düşünülemez ki. Öyle ki benimle birlikte büyüdü . Gittikçe sağlamlaştı yüreğimdeki yeri. Belki de büyümeseydi , olduğu gibi kalsaydı. Taşıması daha kolay olurdu bu yükü. Ancak hoşuma giden bir nokta var ki: En sevdiğim…

