Teenage boy with chest surgery scar and medical monitoring in hospital bed

Bu yazımda size bir hayat hikayesi ile hekimliğin ne kadar kutsal bir meslek olduğunu anlatacağım. Kendi formatımın dışına yıllar sonra tekrar çıkıyor olmanın da bir heyecanı yok desem yalan söylemiş olurum.

Hikayemiz 2002 yılının Haziran ayında başlıyor. Bu zamanda doğan bir arkadaşımız maalesef dünyaya bir dezavantaj ile geliyor, bu dezavantajın adı ise Fallot Tetratolojisi’dir. Konjenital (doğumsal) kalp hastalıkları statüsünde olan bu hastalık içerisinde 4 farklı kalp hastalığını içerisinde barındırmaktadır. Tıbbi detaylarla elimden geldiğince sizi sıkmak istemiyorum, ne de olsa bir edebiyat dergisinde paylaşım yapıyoruz. Ama paylaşmam gereken şeylerin başında gelen şey ise bu arkadaşımızın oksijen satürasyonunun maksimum %75’ten fazla olmamasıdır. Sağlıklı bir insanın oksijen satürasyonunun en az %95 olduğunu düşünürsek, bu arkadaşımızın hayat koşullarının normal ile hiçbir benzerlik ve alakası olmadığını görmemiz mümkündür.

Benim bu arkadaş ile tanışmam 2024 yılının Ağustos ayında oldu. Kendisi benim yakın bir dostum olmakla beraber hastalığını bu vakitlerde öğrenmiş oldum. Çomak parmak dediğimiz bir semptomu bulunmaktaydı ve bunu fark ettiğimde ona sorduğum ilk soru “Senin kalp hastalığın mı var?” oldu. Kendisinin şaşkınlıkla bana “Nereden anladın?” demesi ise sürecin sadece ama sadece başlangıcıydı. Muhabbetin devamında bana raporlarını, tetkiklerini gösterdiğinde çok mutlu oldum. Diyeceksiniz ki adam kalp hastası nesine mutlu olmuş olabilirsin? O sıra hastanede yaptığım stajda bu hastalığın tedavi edilebildiğini ve hastaların hayatlarına sağlıklı birer birey olarak devam edebildiğini görmüştüm. Bunu ona anlattım ve ikna etmekte her ne kadar zorlansam da sonunda ikna edebildim. İlk muayene ve anjiyo sonucunda ameliyat için acele edilmemesi kararı çıkmıştı ki bu da benim beklediğim bir şeydi, ki bunca yıl sürdürdüğü konforsuz yaşamdan dolayı arkadaşımın da bir beklentisi yoktu. Fakat aradan geçen 1 yılın sonunda ameliyat etme kararı aldık.

Ameliyatını 15 Eylül 2025 tarihinde hocalarım gerçekleştirdi ve yoğun bir tedavi programı başladı. Ameliyat olan hastalarda depresiflik ve negativizm görmek bizim meslekte sıkça karşılaştığımız bir husus. Arkadaşım da tedavisini aksatmadı ama böyle bir ruh halindeydi. Hatta ailesiyle “böyle bir sürece kalkışmamıza gerek var mıydı?” dediği konuşmalara şahit olmuştum. Ama ameliyattan 1 ay kadar sonra onun yaşadığı fizyolojik ve psikolojik değişimler bu kararlarımızın ne kadar doğru olduğunu bize gösterdi. Bir kere 75 olan satürasyon değeri 83’e çıkmıştı, daha az yorulduğunu gözümüzle görüyorduk. Ama bana en büyük tatmin yaşatan cümlesi şuydu: “Abi artık yürürken dinlenmek zorunda kalmıyorum.”

Bir insanın birkaç adım yürüdükten sonra bile dinlenmek zorunda kaldığını hayal edin. Hayat konforunun bu kadar düşük olmasını bir düşünün. Bu durum 23 yaşındaki bir genç için kesinlikle olağan bir durum değildir. Biz hastalarla bu durumları her ne kadar konuşmasak da içten içe hastaların kendi rahatsızlıklarını bilmesi tabii bir süreçtir. Hatta öyle ki gelecek için plan yapamayacakları bir ruh haline kadar götürebilir bu durum. Ama neyse ki korktuğum başıma gelmedi. Arkadaşım diye demiyorum ama bu süreci kimsenin kolay kolay sahip olamayacağı bir metanetle atlattı.

Benim de yaşadığım bir sürü tereddüt de mevcuttu. Özellikle arkadaşıma ve ailesine karşı çünkü onlara arkadaşımın tamamen iyileşebileceğine ben inandırmıştım. Hocalarıma ve kendime çok güveniyordum ama aklımda hep bir kurt vardı: “Ya süreç istediğimiz gibi gitmezse ya daha kötü olursa ben ailesine nasıl açıklarım…” İşte o zaman her ne kadar hocalarımıza ve bilgimize de güvensek insanın yegâne tecrübe edeceği bir husus ile karşı karşıya kalabiliriz: Ölüm! Çok şükür böyle bir durumla karşı karşıya kalmadık ama bir hekimin yaşadığı ruh hallerini az da olsa anlatabildim diye düşünüyorum.

Arkadaşım bu sırada medikal tedavisi ve rutin kontrollerini aksatmadı ve ameliyattan sonraki 6 aylık muayenesinde tekrar anjiyo kararı aldık. Bu anjiyo ise onun belki de bu hastalıkla olan son imtihanıydı çünkü yapılan anjiyo sonrasında 83 olan satürasyon değeri 94’e çıktı. Şimdi diyeceksiniz biz edebiyat dergisinde değil miyiz üstat, bize şiirlerinden bahset neden 23 yaşındaki bir adamın satürasyon değerlerini anlatıyorsun?

Ben edebiyatın hayatın içinden geldiğine inanıyorum. Yazdığım edebi içerikli eserlerde de kendi hayatımdan mutlaka bir şeyler katmaya çalışıyorum ki bunun içine mesleğim olan hekimliği çokça dahil ediyorum. Hayatın içerisinden sizlere bahsettiğim bir kesitti bu aslında. 10 metreyi yürüdükten sonra soluklanma ihtiyacı duymanın insanı ne kadar aciz hissettirdiğini tahmin edebilir misiniz, ya da 23 yaşında böyle bir rahatsızlığınız varken geleceğe dair güzel hayaller kurabilir misiniz, ben kendi adıma konuşacak olursam ne hayal kurabilirdim ne de hayatıma kaldığım yerden devam edebilirdim.

Bir tıp öğrencisi olarak ister istemez böyle durumlarla çokça iç içe kalıyorum. İnsanlar sizden bir şeyler bekliyor ama inanın ki bizlerde hastalar ve hasta yakınları gibi aciz hissedebiliyoruz çünkü ilmin ve şifanın yüce yaratan Allah-u Teala’dan geldiğine inanıyorum. Biz elimizden gelenin en iyisini de yapsak her şey bize bağlı değil maalesef. Hayat herkese eşit imkanlar sunmuyor, adil şartlarda yarışmıyoruz. Ama arkadaşımın benim kadar sağlıklı olduğu günleri görebilmek için yıllarca bir bütün olarak uğraştık. Hekimliğin sadece bir meslek olmadığını ise arkadaşım sayesinde gördüm. Hekimlik bir yaşam biçimi, bize üflenen ruhun ve fıtratın bir parçası. Bu yüzden en başta arkadaşıma İstiklal okuyucuları huzurunda teşekkür etmek istiyorum. Hekimliğin benim fıtratımdan ve ruhumdan bir parça olduğunu öğretti.

Siz kıymetli okurlara ise illaki bir kulağa küpelik bir kıssa çıkmıştır diye düşünüyorum. Edebiyatın da büyüsü herkes için farklı bir mana içermesi değil midir? Sizleri bilmem ama arkadaşım bana bu süreçte çok şey öğretti. En başta hayatın her şeye rağmen mücadele edilmesi gereken bir yer olduğunu…..

Bir Cevap Yazın

İstiklal Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin