Yaşamaktan öte seninle konuşmak istiyorum

Korkuyorum o güzel gözlerinle kalbimi ezmenden

Bilmiyorum yıllar sonra bir kalpten ne kalır ki geriye zaten…

Belki de beni düşünmeni istiyorum,

Hatta ötesi, bizi düşünmeni…

Uslanmaz korkularım var benim, muhtemelen çoğu aptalca

Psikotik atak geçiren bipolar hastası gibi siniyorum

Acizce…

Âşık olmaya utanıyorum bazen

Kalbimdeki ölü hücreleri canlandırmak için illa aşk mı gerekli?

Modern bilim, hücreleri geri getirmekte maharetliydi halbuki…

Kalpte canlılık emaresi yoksa insandan geriye ne kalır ki?

Filozofluğu bırakalım kenara, bu sorunu çözelim:

Kalp olmadan insan işe yarayabilir mi?

Modern dünyanın bizlerden istediği aşikâr

Aciz, ölü ve kalpsiz ceset sürüsü olmak…

Aramızdaki canlılar bu kokudan sıkılmadı mı ki?

Sabah uyandığımızda kimin yüreğinden beyaz güvercinler fışkırır ki

Ya da evdeki zambaklara iltifat etme cüretini kim gösterebilir?

Bir telefon kadar yakınsın aslında, ama sorsana cesaretin var mı aramaya

Ses tellerim ve ellerim zayıf kalıyor telefonu tutmaya…

Canlı bir kalp, gücünü çürümüş bedeninden almaz.

Kalp herkesten, her şeyden bağımsız bir ütopyadır

Uslanmaz, korkmaz bir et parçasıdır

Baygın sevgilerin başrolünde bulunmaz…

İşte korkmak için bir nedenimiz daha!

Sevgim ürkütmemeli, sana yaşamak düşmeli

Şairin de dediği gibi:

“Taze yaşlanmayı birlikte öğrenmeli.”

Acziyeti kaldıramayan bu et parçasına bir ruh üflemelisin

Cesedimi canlandıran, damarda dolaşan kan değil.

Senin nefesin.

Kim bilir belki de septumlar arasında bize de yer vardır,

Yakamozlar arasında bize de bir satır dize yazılmıştır…

Bedirhan Çevik

Yorum bırakın