Ben konuşma bilmez , dilsizim.

Göz pınarlarımdan boşalır kelimelerim.

Şarkı bilmez, şiir bilmez, ah bilmez…

Daha kaç zehr-i kelama ihtiyaç duyar anlayış tarifeleriniz?

Ben konuşma bilmez, dilsizim.

Bana mı düştü sonsuzluk rotasına yol alan trenlerce bağırmak ?

Bir ben miyim gitmeler ülkesinde durak bilmez hadsiz ?

Memleketim… Bezm-i elestten beri … Yurdum ,yerim.

Burası benim memleketim, memleketim bende , ben kendimdeyim.

Ait değilim dünya denen merhametsizin mecrasına.

Memleketimde kelimeler kursak bilmez .

Kalpten yollara dökülür sessiz çığlıklar.

İnsanlar kadar lakayt değil kaldırımlar.

Ben konuşma bilmezler şehrinde talebeyim .

Uyanırsam sineme bastırdıklarımdan boğulan kalbimin feryadıyla

4:40 sularında mektebimdeyim, memleketimde

Ben beni bilmem , ben konuşma bilmem.

Beni benden çok bilenden başka anlayan bilmem.

Bir yanıt yazın

İstiklal Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin