-
Eski Çürük Tiyatrolar

Karlı bir gecede koyu gökyüzüyle buluşuyorum yeniden. Boğarcasına üstüme akan zamana kafa tutuyormuş misali yelkovanı kana buluyorum. Boğazımda sözler düğümleniyor. Bir sayfa açılıyor ellerime, bir entari giyinip bastıramadığım yaşlarla yüzümü boyuyorum. Kötü kadını oynuyorum hep, bu sonsuz tiyatro olmayan zamanın derinliklerinde başa sarıyor. Ben yine yerlere kapanıyorum, yaşıyor, sürükleniyor, suçlu bulunuyor ve öldürülüyorum. Öykü hep aynı gözlerden oynayıp aynı sözleri yazıyor ve ucunda bu ölü kadın hep ipin ucunda kalıyor. Senaryo hep aşığın gözünden izleniyor, bense sevginin en çirkin fıtratını görüp her zerremle tiksiniyorum. Uzun zamandır kendimi inandırmakta güçlük çektiğim o sözlerle: sevgiyle aşağılanıyor, sevgiden kaçıyorum. Bir ip bağlıyorum kimi…

-
Sonbahardan Kalanlar

Ansızın gelen bir dürtü bundan tam iki yıl öncesine götürdü beni. Eski bir evin tavan arasında unutulmuş paslı bir sandık misali zihnimin yosun tutmuş kara taşlarında kazılı bir anıya sürükledi; belki bir ses, belki bir renk, belki de bir mevsim… Bu kalem kağıtla çizilmiş, güncelerce tutulmuş net bir hadisedense hissiyat bir nevi. Uzun cam duvarları aşan sabah güneşinin saçlarımdan geçip yüzümü okşayışı gibi… Bir güvercin kafesini andıran göğsümdeki o hapis kuşun ilk kez kanatlarının o denli hızlı vuruşu gibi… Yüreğimdeki bu çırpınmaların parmak uçlarıma kadar tüm bedenimi sarıp sarmalayışı gibi… İnce melodiler altında aşkı tonlayan narin bir kadın sesinin sonbaharın…

-
Zihin Temizleme Seansı

Ruhumun duygu hareketlenmeleriyle kıpır kıpır olduğu zamanları nadiryaşar, o anlara denk geldiğimde de hemen elime kalemimi alır kâğıda dökmek isterim. Niye mi? Patlamaya hazır bir volkanın kendinden başlayaraketrafındaki her şeyi yakabilecek gücü içinde taşıdığı gibi ruhumu da tepedentırnağa saran bu duygu lavlarından en kısa zamanda kurtulmak için. Neyi mi?Sorun burada başlıyor işte. Yazı masasının başında oturup elimde kalemi bir sağa bir sola çevirerek ne yazacağımı düşünür, o duygu hareketlenmelerininsonu gelinceye kadar da beyaz kâğıdı beyaz bırakmaya devam ederim. Nekalem incinir açık denizdeki yolculuğunu başlamadan bitirdiğime, ne kâğıtsevinir kadim dostuyla vuslatını ertelediğime. Duygularımın nadir yaşadığı kıpırdanmaların hiç de nadir kalmadığıgünler geçiriyorum…

