Kanatlarım, kristal ve kırılgan güzel kanatlarım;
Nedir üstünüzdeki bu toprak?
Çatur çutur sesleriniz geliyor, öylesine boğuk öylesine canhıraş.
Sobada vals eden alevimi, odunlarımın huzur dolu nidalarını çağrıştırıyorsunuz bana
Lakin zorlamayınız efendim
Dönüşü yoktur kül olduktan sonra

Güller çıplak ayak üzerinde yürüdüğüm küller
Camlar, her tarafa bir parçası düşen hatıralar
Çıplak ayak üzerinde yürüdüğüm canlar.
Tuz buz ayaz şimdi buğulu ve rimelleri akan odam
Son bir hamle:
Ellerimde üşüyen şarap
Durmaz artık o da kanar

Çatlaklarına çocukların kızıl elbiseleri dolmuş asfaltın altında
Tam olarak neden biz varız efendim?

Kanatlarım, adalet timsali kanatlarım;
Başım hep eğik geziyorum mezarınıza rastlamak için
Başım hep eğik geziyorum mezarınızı görmemek için
Başım hep eğik geziyorum almak için kokunuzu
Efendim, kötü haber, toprak kokuyor ciğerleriniz için için

Bir gün,
Çıktığınızda yıldızlarımın katına
Ahdım olsun akan ve duran zamana
İnmeyecek yeryüzüne bir melek daha gözlerinizden aka aka

Kanatlarım, zerre zerre olmuş topraktan kanatlarım;
İnanın ki gidiyorum bazen o sahile
-Zeyneple Ayşeyle oynarken olmuş olmalı. Dizlerim kanıyor koşamıyorum
Ruhum uçurumdan atlıyor tutamıyor
Zaten tek nefes var elimde salamıyorum
Siz yokken efendim, huzura çağrılıyor varamıyorum

Kanatlarım, çok uzak bana sizin cennetiniz
Çünkü burada
Tanrı önce dağları yarattı
Sessiz sakin beklediler
Sonra Tanrı insanı yarattı
Sessiz sakin beklediler
Sonra insan acıyı yarattı
Ve sonra ne insanlar ne dağlar
Bir daha susmadı

Elif çiçeğime ve göktekilere
11.07.2021

Yorum bırakın