-
Marakeş’te Bir Gece

Kızıl toprağın esir aldığı duvarlar, ay ışığında yanık bir tonla aydınlanıyordu. Rüzgâr hafif kum girdapları yapa yapa dönüyordu etrafımda. Uykuya dalan, duvarlarına kilimler sarılı evlerin dar sokakları arasında kediler, ayyaşlar ve benden başka kimse yoktu -ya da ben öyle ummak istiyordum-. Ilık rüzgârlar geri geri ittirirken bilmediğim sokaklarda hızlıca yürümeye çabalıyordum. Bir yandan da gözüm

-
Lahza-i Zemheri

Bir kış gününde aile dizileri izliyoruz eski, küçük, tüplü televizyonumuzdan. O siyah çerçevesinin dokusu hâlâ avuçlarımda… Görüntü karıncalanıyor arada bir. Dışarıda lapa lapa yağan kar… Düzeltecekmiş gibi bombeli cam ekranına vuruyorum parmaklarımla, vurmamla çıkan tok ses yerini elektriğin oluşturduğu cızırtılara bırakıyor. Turuncu, işlemeli kazağıma dökülen kısa saçlarım elektrikleniyor. Arkasın kurcalıyorum işin erbabı gibi. “Babaa!” Bir

-
KUYU IV

Baktım ki ağlamak yok artık, Ceplerimi yokladım, belki bir umut çikolata. Ya da kuru bir çiçek yaprağı, Ki nefesime renk katsın. Hayat bu, Bir yüz metre koşusu değil. Zamansız bir yolculuk, Adına dense de ömür. Ceplerimi yokladım, belki bir parça kağıt, Senaryolar yazayım, Ki adına densin yeni bahar. Ama yok. Kuyu bu, Ellerim, çaresiz, duvarlarda.

-
DOLAPTAKİ SEVGİ

Bunca zamandır pencerenin önünde öylece oturuyordu. Hiçhareket etmiyor sadece dışarıyı izliyordu. Düşünceleri , dökülen yapraklarınarasında geziniyordu. Adeta oradan oraya savruluyordu Anlaşılan yine hayalleralemine dalıp gitmişti. Kim bilir yine neler geçiyordu aklından ? Annesi meraklıgözlerle bakıyordu Asaf’a. Nereleredaldığını sormak istiyordu. Ancak cevap vermeyeceğini bildiğindensoramıyordu. Biliyordu ki meraklıoğlunun zihni boş durmazdı. Hep bir şeyler düşünür olurdu.

