Anılarla dolu bir kayığı sürüklüyorum soğuk kumlarda. Var gücümle bir itiyor bir çekiyorum. Ay ışığının serabı, insana geride bıraktıklarını daha aydınlık gösteriyor. Bir adım daha ulaşırım kıyıya diye diye direniyorum. Ha değdi ya değecek ahşap kuru karnı suya, derken görüyorum: Bir damla bile suyumuz kalmamış bu sevgiden. Kandırıyorum kendimi, koca deniz nereye gider ki? Daha ileridedir ya! Parçalanana kadar ellerim, itiyor da itiyorum. Bazen vazgeçiyorum, demediğimi bırakmıyorum sana. Şiirler sana yazılmaktan utanırdı diye başlıyorum saydırmaya. Gün geliyor tersine iteliyorum, umurumda değil diyorum. Çölün ortasına çömüp o kadar ağlıyorum ki yine bir umut gözyaşlarım havzayı doldurur sanıyorum. Ama artık yoruluyorum kendimi kandırmaktan. Yaralar içinde veda etmeyi öğrenmek istiyorum. Kayığımız denizlere açılamadan dehlizlere sıkışıyor. Bırakmak gerek diyorum, bunca lafı bile okumayacağını bile bile. Et artık vedanı görüyor ya her göz: Bundan böyle laleler, şakayıklarla ayrı tarlalarda büyüyor.

Yorum bırakın