Kış bitti
Değmedi kalbimin ucuna kırlangıç kuşları..
Mavinin her haline gark olan yüreğim
Aşktan aşka kondu zemheri aylarda.

Sonra toprağa düştü ilk cemre.
Bilirdim,
Havaya ve suya değen müjde
Parmak uçlarında can bulurdu insanların
Toprağa düşmeden önce.

Bunu kalbime sordum,
Yıkıldı sekerat, kalp fısıldadı;
“Ben varsam dökülür cemre
havaya
suya
ve dahi toprağa.
Varlık ben’im,
Ben ise bir nümayiş doğaya…”

Korktum ve yokladım kalbimi:
Üç kez var olmalıydı kalbim;
hava, su ve toprak için.
Üç kez can bulmalıydım;
yer, gök ve deniz için.


Rüyalar gördüğüm yaşlarda başladım:
Cemre’ye hamî kalbi aramaya.
Çünkü ben toprağa dokununca
Hayat fışkırırdı erguvan dallarından
Çocuk parmaklarımın ucunda.

Suya yakılan bir avuç kınaydı
Kuru yük gemilerini bekleyişim.
Denize nazarım değdiği zaman ise
Memleket aşırı bir çocukluk kalmıştı
Dağlar ardının beyaz insanlar kentinde…

Yıldızlar saydığım zamanlar oldu.
Gecenin ipekten bir hâl aldığı,
Uykunun en tatlı
Ağustos böceklerinin en yakın
ve
Teravih namazlarının iki rekat kılındığı…

İşte kalbim,
Yerli yerinde ve hayatla barışkın.
Varlığa ve varlığına hayran kalarak
Gördüm
Hayatlar içre bir hayatın her anını.
Havaya ve suya ve toprağa değen cemre
Bahar sularıyla can buldu kalbimde…

Yorum bırakın