
Bir rüzgar esti dün gece,
Sanki bin yıl öncesinden gelen,
Ve adıma karışmış bir hüzün çağırdı beni.
O çağrı, yüreğimi kavurdu,
Dokunamadım…
Ellerim kırık bir zamanın hatıralarına takılı kaldı,
Anlayamadım.
Ben,
Kelimelerin terk ettiği bir ormanda
Her yaprak yuvasını ararmışçasına
Kayboldum dün, bir rüyanın ortasında
Her adımımda,
Bir Şiraz bahçesinin bahtiyar gülleri soldu.
Ruhum, bir hanın kapısını araladı,
Ama içeride, yalnız zamanın terk ettiği gölgeler vardı…
Ben,
Eski bir kilimin desenlerinde
Bir rüyanın izini sürdüm.
Her ilmek, bir “belki”ydi,
Ama ben “keşke”lerin iplikleriyle örüldüm.
Ruhum, bir hanın kapısını araladı.
Ama içeride yalnıza kendi yankımı buldum.
Ve her gece, yıldızların arasından
Bir şems fısıldadı adımı,
Şiraz’ın güllerinden esen rüzgar,
İçimdeki yangına yar.
Bir rüyanın izini süren ben
Havada adını bilmediğim bir matem var.
Fatma Canan Tatlı
Yorum bırakın