Gene oturmuş karalıyorum bir kâğıdın ucunu

Bir yanda hatırımdaki duygular, bir yanda Üsküdar semasında akşam ezanı

Ufuk çizgisinin ötesinde bir kız, kuşanmış kılıcını

Her ne hikmet özletiyor kendini, trenle bekliyorum gelmesini…

Belki de gelmemeli, belki de unutmalı ya da korkmalı

Evet, evet ondan ve kılıcından uzak olmalı

Üzgünüm, alışamadım ben hatırımdaki duygulara.

Eskidi dediler, duygusalsın dediler… Ben de bıraktım inanmayı

Yehova’dan ışık bekleyen muhafazakâr misali

Kapattım kendimi

Bir kelime kaç kurşuna bedeldir söyleyin bana

Yasaklanmalı kelimeler bütün insanlığa, bundan sonra

Bakışarak anlaşmalı…

Dedim ya senin gözlerin, senin bakışın yabancı bana

Bakmaya korkuyorum bana bakmazsın diye, ayın 9’unda el sallar

Gidersin belki de.

Biliyorum, duygularımı söylemem hiç yakışık almaz

En iyisi Haliç’i gün batımı izlemek, ışık ve gölge oyununa son vermek…

Hatırımdaki duygular yine yenildi metrobüs duraklarına

Tarih 9 Eylül, umudun egzoza karıştığı sükûn bir idam…

Bakmaya korktuğum gözlerin aldı sükûtumu

Defneler ve begonyalar artık yok.

Keskin bir kılıç, kanlı bir neşter

Yorum bırakın