İlk Bahar…

İki kere iki sonsuz masal eder.

Kalemim ardından çiçekler döker,

Ve göğsümde uçuşan kelebekler.

Hayatımı ekiyorum umutla,

Hasatı düşleyip duruyorum heyecanla.

Tohumlarımın sihirli olduğunu biliyorum.

Tüm dünyadaki açlığı bitireceğini görüyorum.

Yaz…

İki kere iki dört eder.

Kalemim tohumlarıma su döker,

Ve göğsümden parıldayan güneşler.

Filizlerimi bekliyorum umutla,

Değiştirdiğim dünyayı düşlüyorum heyecanla.

Neticede suyunu da, güneşini de verdim ya tarlama;

İnanıyorum, dünya değişecek onunla.

Sonbahar…

İki kere iki beş de edebiliyormuş aslında.

Kalemim, sırtında tırpan;

Hasatı bekler tarlanın başında.

Lakin sihirli altın başaklar düşlediğim o tarla,

Bir bozkırmış aslında;

Yok üstünde nefes alan bir şey kısa otlardan başka.

Hayır!

Zamanım var hala.

Bekleyeceğim başaklarımı tam burada.

Kış…

İki kere iki hiçbir şey etmezmiş.

Kalemimin üstüne kar yağdı

Ve gömüldü bozkıra.

Tarlam şimdi bembeyaz bir arsa,

Eğer ilk bahar bugün  olsaydı

Bulut ekerdim buraya.

Düşlediğim dünya yine olmazdı ama

Belki dünya başlardı düş kurmaya.

Yorum bırakın