Bir süre sevmek üzerine düşündü. Matematiğini çözemeyeceğinin farkındaydı yine de denemek istedi. Uzun uzun toprağa baktı sonra gökyüzüne. Bu ikisinin arasında bir yerde sevgiyi anlayabileceğine inandı. Düşünmeye devam etti. Yorulmuştu. Bu kadar zor muydu sevmek? Neden sonra içini tuhaf bir his kapladı. Bir şeyler yanlıştı,ne olduğunu anlayamadı. Sesler duydu. Dönüp bakınca yaşlı birkaç kadının sohbet ederek yürüdüğünü gördü. İçlerinden biri kocasının uzak bir kasabaya gittiğini bir hafta kadar buralarda olmayacağını söyledi. Giderken mutfak masasına sık sık aldığı kurabiyelerden bırakmış. Olur da kendisi yokken karısının canı ister ve bulamaz diye gitmeden üç kutu almış. Kadın cümlesini bitirirken sesi titredi, duygulanmıştı.
Kurabiye dedi kendi kendine. İçindeki tuhaf his sanki uzaklaşıyormuş gibi hissetti. Anlamaya başlamıştı. Zor değildi, hiç değildi. Sevmek dedi, bu kadar kolay mıydı? Öyleyse neden yıllardır farklı şeyler duymuştu. Seven insanlar neden acı içerisindeydi? Kaç insan korkup sevgisini söyleyemeden toprakla arkadaş olmuş, kaç insan gözyaşlarını yağmurla gizlemişti? Oysa gerçek apaçıktı. Sevgi kurabiyeydi, düşünceydi. Sevdiğin insanı düşünmek, hayatını kolaylaştırmak,ellerini tutmaktı.
Zor değildi ancak kıymetliydi. Bir kez bulunca kaybetmemek gerekiyordu. Küçük oyunlar yerine dürüst olmalıydı insan. Sevgi bunu hak ediyordu.
Oturduğu yerden kalktı. Gülümseyerek uzaklaştı. Bir kutu kurabiyeyi düşünerek, sevginin matematiğini çözdüğünü bilerek koşarak ona gitti.
Yorum bırakın