Yağmurlu bir akşamdı. İçimdeki kavganın gürültüsünü şimşekler bastırabilir diye düşündüm. Sokak sessizdi,havadan dolayı insanlar eve kapanmıştı.
İnsanoğlunun yağmurdan kaçışını hiçbir zaman anlamlandıramadım. Ben bu
dünyayla ilgili neyi anlayabildim ki? Hafif bir rüzgarla saçlarım dağıldı,düzeltme
gereği duymadım,yürümeye başladım. Her zamanki gibi mırıldandım.
“Kim olursan ol
Ne istersen yap
Sen de bu dünyada
Tek başınasın”
Kalabalıklar içindeki yalnızlığımı düşündürttü bu sözler. Islak bir banka oturma gereği duydum, düşünceler ağır geldi taşıyamadım. Kısır bir döngüye hapsolmuş gibi sürekli yanlış insanları mı tanıyordum yoksa yanlış olan ben miydim? Acı acı gülümsemekten başka bir sonuca varamadım. Bir zaman sonra tanıdık bir ses duydum. Oydu. Ne işi vardı burada,neden gelmişti? Derken bir ses daha duydum,yabancı bir ses. El eleydiler. Mutluydu. Herhalde sadece benimle birlikteyken mutsuzdu.
“Aşktan yana şansım yok
Ağlıyorum derdim çok
Aşkımı kaybetmişim
Sordum sordum bulan yok”
Bir gölgeye dönüşüne kadar yürüdüler, geçip gittiler önümden ve görülmedim. Kalktım, çoktan sırılsıklam olmuştum. Yüzümdeki damlalar gözyaşlarımı gizlememe yardımcı oluyordu,bu düşünce beni mutlu etti. Ara sokaktan
sapıp uzun uzun yürüyünce çocukken her gün geldiğim parkı gördüm. En son ne zaman geldiğimi anımsamaya çalıştım. Yılların bu kadar acımasızca geçip
gitmesi korkutucu değil mi? Ne güzel sallanırdık şu salıncaklarda.
“Bir cevap buldun mu sorulara
Yiğitlik de var yine serde
Nasıl gaddar seneler
Geçiyor durduğu yerde”
Sallanmak istiyordum ama çocukluğumun en güzel anılarına dokunmak fikri beni alıkoyuyordu. Hızla uzaklaştım. Nefes nefese kalana kadar koştum. Yeterince hızlı koşarsam belki kaçabilirdim bu şehirden,bu insandan,bu düşüncelerden. Bir özlem duydum aniden. Bir zamanlar beni seven insanların olduğu günlere çok derin bir özlem duydum. Onları ziyaret edebilir miydim? Beni hâlâ sevdiklerini biliyorum. Bu gece yanlarına uğramazsam bu gücü kendimde bir daha bulamamaktan korkuyorum. İşte geldim.
Hiç unutmadım sizleri. Siz gittikten sonra hiçbir şey yolunda gitmedi. Yabancı hissettim bu dünyaya. Bu duygu her zaman yokluyordu ama siz yanımdayken beni ele geçirmesine hiç müsaade etmedim. Mezarlığın kapısında beklerken
düşündüklerim bunlardı. En sevdiklerimi burada bırakıp eve nasıl döneceğim
hakkında bir fikrim yoktu. Biraz daha beklemek istedim, biraz daha hasret gidermek.

“İnan ki
Senden başka
Senden başka
Hiç kimse yok
içimde
Kimse yok içimde”

Hava iyice bozmuştu. Yağmur bir an bile durmadı. Hasta olacağımı bile bile sahile gitmeye karar verdim. Sahile inmek bana iyi gelirdi.Deniz iyice kendinden geçmişti. Denizle bir olmak nasıl olur diye düşünmeden edemedim. Yalnız başıma gecenin bir vakti denizi izlemek beni mutlu eden nadir durumlardandı. Mutlu olduğum bir an yağmurlu bir gecede ölmek isterdim.Orada ne kadar durdum bilemiyorum. Eve dönmek için arkama döndüm, saat epey ilerlemişti. Tahminimce bir iki saate gün ağaracaktı. Yağmur dinmişti. Mırıldanarak evin yolunu tuttum.
“Bir ben miyim perişan
Gecenin karanlığında
Yosun tuttu gözlerim
Yalnızlar rıhtımında”

Yorum bırakın