Severdim yolculukları, 
Her yolculuğumda birer şiir düşerdi aklıma.
El değmemiş ıssız topraklar belirirdi şiirimde.
Sonra o topraklara yağız bir atla giderdim düşümde.
Günlerden bir gün yine giderken hayalime,
-ki kafdağını da aşmıştım-
Birbiri ardına sıralanan kavaklar gördüm.
Tıpkı marş okumaya hazırlanan askerler gibiydiler.
Ve yine “sağa dön” komutu almış askerler gibi,
Aynı oranda sağa yatıktı hepsi.
Rüzgar hep aynı yönde esmiş olmalıydı,
Komuta hep aynı emir üzerindeydi,
Askerler hep aynı düzende büyümüşlerdi.
Düzeni bozmaktan çekinmişlerdi apaçık.
Ah şu kavak ağaçları!
Ne çok şey anlatırdı bize...
Az ilerde bir başka kavak ağacı gördüm.
Dimdik uzanmıştı göğe değin.
Neden eğilmemişti?
Dikliğinin cezasını yalnızlıkla ödemişti.
Ah şu kavak ağaçları!
Ne çok şey anlatırdı bize...

Yorum bırakın