Ruhumun duygu hareketlenmeleriyle kıpır kıpır olduğu zamanları nadir
yaşar, o anlara denk geldiğimde de hemen elime kalemimi alır kâğıda dökmek isterim. Niye mi? Patlamaya hazır bir volkanın kendinden başlayarak
etrafındaki her şeyi yakabilecek gücü içinde taşıdığı gibi ruhumu da tepeden
tırnağa saran bu duygu lavlarından en kısa zamanda kurtulmak için. Neyi mi?
Sorun burada başlıyor işte. Yazı masasının başında oturup elimde kalemi bir sağa bir sola çevirerek ne yazacağımı düşünür, o duygu hareketlenmelerinin
sonu gelinceye kadar da beyaz kâğıdı beyaz bırakmaya devam ederim. Ne
kalem incinir açık denizdeki yolculuğunu başlamadan bitirdiğime, ne kâğıt
sevinir kadim dostuyla vuslatını ertelediğime.
Duygularımın nadir yaşadığı kıpırdanmaların hiç de nadir kalmadığı
günler geçiriyorum bu sıralar. Hafif bir esintinin ayak ucuma süpürdüğü kuru
bir yaprak dahi bu anlamsız dalgalanmaları tetikliyor ruhumda. Begonyalar daha bir kırmızı, kuşlar daha bir civildek sanki. O kedinin bana
gülümsemediğine kendimi inandıramıyorum. Bulutları ceplerime
doldurmadığıma da… Ama kalemim, yine suskun.. Ha bir de akşamlar var,
daha bir karanlık bu günler. Durun, akşamların daha karanlık olması kat’a
melankolik bir isyan değil. Yıldız toplamam daha kolay oluyor bu şekilde. Ah,
yıldızlar vardı di’ mi? Bir zamanlar minibüs penceresinden izlerken bizimle
beraber eve geldiğini sandığım Ay Dede’nin sarı kızları.. Aslında ne Ay
Dede’ydi bizi takip eden, ne de kızları sarıydı. Dedim ya, bazı zamanlar benim
içim kıpır kıpır olur da dünya bir başka görünür gözüme diye. İşte yine bir
zaman öyle görünmüş olacak ki dünya gözüme, bu sefer ne begonyanın
kırmızısına imreniyorum ne de kuşların civildemesini işitiyorum.
Gökyüzünden çalıp çalıp ceplerime doldurduğum bulutlar bile yetişememiş
gökyüzümün yüksekliğine. Beyaz kâğıt bu sefer beyaz kalmayacak galiba,
korkuyorum. Kalemimin büyüsü bozulur da ucu biter diye korkuyorum. Beyaz
kâğıt buruşuk beyaz kağıt oluveriyor bir anda. Ben yine televizyon izlemeye
gidiyorum, zihin temizleme seansına..

Yorum bırakın